« Önceki | Sonraki »

13/3/2007

Iwo Jima'dan Esintiler..


23 numara hakkında bir sayı yazdıktan sonra niye "Iwo Jima'dan Mektuplar"dan bahsetmiyorum dedim. Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden birisiydi.

Konu 2. Dünya Savaşında Japonya'nın kaybettiği İwo Jima adalarında geçiyor. Saldırı öncesi askerler sahil kenarında mevzi kazarken bir asker eşine yazdığı mektupta "İçinde savaşıp öleceğimiz çukurları kazıyoruz " diyor. Yine başka bir er susuz, bereketsiz, üzerinde hiç bir şey yetişmeyen bu toprak parçası için ölmeyi sorguluyor.

Vatanı için çarpışıp ölmeye gelen bu insanların içindeki ikilemi de görebiliyorsunuz. Yani her biri ailelerinden, sevdiği insanlardan ayrılmış çok küçük de olsa tekrar onların yanına dönebilmenin umudunu besliyorlar içlerinde.

Savaş; adeta bu filmde kazanmakla kaybetmek arasında değil, bambaşka bir boyutta her iki tarafın ortak özlemleriyle, kaybettikleriyle var. Yaralanıp esir düşen Amerikan askerine annesinin yazdığı mektuba, o yüzden bir Japon askeri benim annem de aynı şeylerden bahsediyordu diyebiliyor. Yine; General Tadamichi Amerika'daki dostluk zamanındaki günlerini hatırlayabiliyor.

Bunlar tabii kii kahramanlıkların , vatanı savunmanın kutsallığına gölge düşürecek cinsten değiller. Ama olaya taraflar dışında savaş olarak baktığımızda ölen onca insana, sevdiklerine, yaslarını ömürleri boyunca tutacak yakınlarına üzülmemek elde değil.

Filmi izlerken Çanakkale savaşında şehit düşen atalarımız gözlerimin önünde canlanıp durdu. Oysa onların da anaları, sevdikleri ve aileleri vardı. Ve o kadar yaşamayı, sevdikleriyle birlikte olmayı istedikleri halde fedakarlık edip bizlere bıraktılar o güzel günleri.

Sonuç olarak vatanı savunmak kutsal bir görev her bir vatan evladı için. Ama savaş karşıtlığı için çaba sarfetmek de onurlu diğer bir görevimiz olmalı. Aksi takdirde,  her iki taraf için de açılan yaraların iyileşmesi kolay olmayacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Bloglar Alemi Add to Technorati Favorites